Bir kampanya, bir iletişim dili, bir reklam filmi ya da yeni bir fikir… Hepsi kağıt üzerinde mükemmel görünebilir. Fakat hedef kitlenin algısı, markaların beklentileriyle aynı yönde olmayabilir.
Pre-Test / Post-Test araştırmaları bu yüzden yapılır: Hayata geçmeden önce fikrin nasıl algılanacağını görmek, hayata geçtikten sonra da gerçekte nasıl çalıştığını ölçmek için.
Bu çalışmalar, markayı “keşke önceden bilseydik” duygusundan uzaklaştırır ve doğru kararların sezgiyle değil, veriyle alınmasını sağlar.
Bu araştırmalar iki ayrı aşamayı inceler, ama tek bir amaç için çalışır: Fikrin etkisini doğru okumak.
Kampanya ya da fikrin hedef kitlede ne hissettirdiği ölçülür:
Pre-Test, markanın adım atmadan önce nerede durduğunu görmesini sağlar.
Kampanya yayına girdikten sonra:
Bu aşama, kampanyanın gerçek performansını şeffaf bir şekilde ortaya koyar.
En kritik noktalardan biri, Pre-Test ve Post-Test sonuçları arasındaki değişimdir. Bu değişim:
Bu analiz markaya “fikrin nerede kazandığını, nerede güç kaybettiğini” gösterir.
Her testin sonunda kampanyayı veya mesajı daha etkili hale getirecek somut geliştirme önerileri sunulur:
Bu bölüm kampanyayı daha güçlü bir versiyona taşımak için kritik öneme sahiptir.
Pre-Test / Post-Test araştırmalarının sonunda marka:
Sonuç olarak marka doğru fikri doğru şekilde hayata geçirir ve başarının tesadüfe bırakılmadığı bir stratejiye sahip olur.
